Anilara sarilir, O’nu ozlerim. Hem en buyuk acilari yasamama sebep olan hem de en mutlu anlarimi yasadigim erkegimi, babami ozlerim.
İnsanın kendini çıkmazda hissetmesi kadar kötü ne olabilir diye düşündüm. Bin türlü şey düşünüp işin içinden çıkamaması, her çarenin sonunda en sevdiklerinden, canım dediklerinden en az birinin ya da kendi kendinin yokoluşunu izlemek zorunda olması. Kafa dağıtmak için elinizden geleni yapmanız ama kafa dağıtırken başka şeylerin dağılmasına engel olamamanız. İnsan aklı sandığımız kadar mükemmel değil belki de… Atomu parçalar, birleştirir ama bir insanın parçalanmasına engel olamaz mesela. Çareler çaresiz kalır, imkanlar imkansız.
(Source: metiselpis)
—
(Source: metiselpis)
Kızlarınızı iyi yetiştirin.
Kendi kendilerine yetmeyi öğretin.
Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin.
Evden çıkar çıkmaz ilk köşede eteğinin boyunu kısaltmasına gerek olmadığını öğretin.
İstediğini giymeyi öğretin.
İnsanın ahlakının sadece kendi beyninde olduğunu öğretin.
…
(via neaber)
(Source: metiselpis)
Kendinde saklı olmalı insan. Kilitli bir kutuya kendini kilitlemeli ama içerden. Anahtarı da elinde olmalı ki yine de sadece anahtar deliği kadar da olsa bir açıklık kalsın dışarıdakiler için. Peki gerçekten yapabilir miyiz bunu?
Neden insanlara kendimizi, içimizdekileri anlatma ihtiyacı duyarız ki? İnsanların yara almasinin en buyuk sebeplerinden biri bu degilmis gibi neden bunun ihtiyacini israrla, su,ekmek gibi hissediyoruz. Anlatmazsak yalniz hissedecegimizden mi yoksa mutlak paylasma istegi mi ya da herhangi baska bir sey. Cozemiyorum. Basarili, basarisiz, mutlu, mutsuz, asik, yorgun, karisik vs. vs. tum bu duyguların paylasmadan bir degeri yok gibi sanki. Paylaşılmadan onları yaşamış olmuyoruz gibi. Peki ya anlattığınızda olanlar? Siz birine her bir sey anlatisinizda kendinizden bir parcayi ve ayni zamanda ozgurlugunuzu de paylasiyorsunuz bir bakıma. Kendi basiniza dusunmenizi, kararlarinızi sinirliyorsunuz, ayni zamanda insanlarin sizin uzerinizdeki yargi hakkini da git gide artiriyorsunuz. ”Sana bunu söyledim, sana özelimi anlattım ve sen artık bunun hakkında konuşma hakkına sahipsin.” mesajını veriyorsunuz. Ama gün gelip o hak öyle bir artıyor ki işte o zaman dönüşü olmayan bir soruyla kendinize dönüyorsunuz; ”BEN NE YAPMIŞIM!?”
(Source: metiselpis)
—
(Source: metiselpis)
“Edith Piaff* dinlerken bir Charles Rennie Mackintosh çizimine bakmak” isimli deneysel çalışmadır.
(*)Edith Piaff - Padam Padam
”İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı…. Bir de ben bu halimle kalkip başka bir insanin kafasinin icini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum. Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adami bile, insani hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkinda hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkinda söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldigimiz insan hakkinda son kararimizi verip gönül rahatiyla öteye geçiveriyoruz?”
……. Cenneti seven salih amel işlemelidir. Dünyaya aşık olan kâr ve kazanç yolunu tutmalıdır. İlme aşık olan üniversiteden ayrı vakit geçirmemelidir. Sanata aşık olan, üstadının hizmetinden ayrılmamalıdır. Bilgelik isteyen bir mürşid-i kamil eteğine yapışmalıdır. HER KİM Kİ AŞIK-I SADIKTIR, ELBETTE SEVDİĞİNE KAVUŞUR, vuslata erer.
O halde soru şu:
-İnsan aşk yolunda nasıl yürümelidir?
cevap:
-Sevgili görüyormuş gibi
"—
(Source: metiselpis)
Recep Sakız (Kızıltepe Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü)
Ersun Erdemir (Mardin Alay Komutanlığı’nda görevli Yüzbaşı ordudan ihraç edildi)
Selman Aydın (Mardin Bayındırlık İl Müdürlüğü’nde memur)
Enver Adanç (Derik Belediyesinde zabıta memuru)
Şeyhdavut Oruç (Derik Belediyesi’nde memur)
Şeyhdavut Dora (Derik Belediyesi’nde zabıta)